İçeriğe geç
Elazığ Seyir

Hayatı kolaylaştıran fikirler, burçlara renkli bakışlar

İlişkiler 4 dk okuma Aslıhan Sezer

Renksiz Günler: İlişkide Olaysız Dönemlerin Sessiz Değeri

Bir ilişkinin büyük bölümü anlatacak bir şey olmayan günlerde geçer. Bu düz dönemleri boşluk saymak yerine bakım zamanı saymak neden işe yarar?

İlişkilerle ilgili anlatılanların çoğu renkli anlardan oluşur: tanışma, ilk kavga, barışma, sürpriz, kriz. Oysa bir birlikteliğin büyük bölümü bunların hiçbirinin olmadığı günlerde geçer. Ne özel bir olay vardır ne de anlatılacak bir sahne. Bu günler kokusuz, renksiz ve tatsız gibi görünür; çoğu insan da onları "durgunluk" diye adlandırıp endişelenir. Oysa ilişkinin taşıyıcı kısmı çoğu zaman tam olarak bu olaysız zamanlarda kurulur.

Olaysız Günler Neden Boş Sanılır?

Hafızamız yoğun duyguları saklar, düz olanı siler. Bir yıl geriye dönüp baktığınızda aklınıza gelen şey büyük ihtimalle bir yolculuk ya da bir tartışmadır; iki kişinin akşam mutfakta yan yana durup pek bir şey konuşmadığı yüzlerce akşam değil. Bu seçici hafıza yüzünden ilişkinin gerçek dokusunu değil, tepe noktalarını hatırlarız. Sonra da bugünü o tepe noktalarıyla kıyaslayıp "eskisi gibi değil" diye düşünürüz.

İkinci neden, çevremizden gelen anlatının hep hareketli olanı öne çıkarmasıdır. Kimse "bu hafta özel bir şey olmadı, iyiydik" diye bir şey anlatmaz. Anlatılmayan şey de yaşanmıyormuş gibi hissedilir. Böylece sakin dönemler bir eksiklik gibi okunur ve insanlar var olmayan bir sorunu aramaya başlar.

Sakinlik ile Uzaklaşmayı Ayırt Etmek

Elbette her durgunluk masum değildir. Ayırt etmenin en pratik yolu, olayların değil temasın miktarına bakmaktır. Sakin bir dönemde konuşma azalmış olabilir ama nitelik yerindedir: gün içinde birbirini haberdar etme, küçük bir şaka, kapıda karşılama, birlikte yapılan sıradan işler sürüyordur. Uzaklaşmada ise temas biçimsel hâle gelir; konuşmalar organizasyon cümlelerine iner, "ne alalım", "kaçta çıkıyoruz" dışında bir şey kalmaz.

Bir başka işaret, birbirinin gününü ne kadar bildiğinizdir. Sakin dönemde eşinizin o hafta neyle uğraştığını, neyin canını sıktığını kabaca bilirsiniz. Uzaklaşmada bu bilgi kaybolur ve yerini tahminler alır. Üçüncü işaret, olumsuzun nasıl ele alındığıdır: küçük rahatsızlıklar hâlâ dile getirilebiliyorsa ortada durgunluk vardır; artık söylemeye değmez düşünülüyorsa mesafe başlamıştır.

Düz Günlerin Sessiz İşlevi

Olaysız dönemler bir ilişkide birkaç işi aynı anda görür. Birincisi öngörülebilirlik üretir. İnsan, bir sonraki günün nasıl geçeceğini kabaca bilebildiği ilişkilerde daha az savunmada durur. İkincisi onarım payı biriktirir. Sakin geçen haftalarda kurulan güven, ilerideki gerginlikte kullanacağınız krediyi oluşturur; hiç kredi biriktirmemiş bir ilişkide küçük bir sürtüşme bile büyük görünür.

Üçüncüsü, bu dönemler kişilerin ilişki dışındaki hayatlarını sürdürmesine izin verir. Sürekli olay üreten bir birliktelik, iki kişinin de enerjisini kendine çeker. İşin, arkadaşlığın, kendi başına yapılan şeylerin nefes aldığı yer genellikle bu düz zamanlardır. Dördüncüsü ise en fazla gözden kaçandır: sıradan günler, birbirinizi abartısız hâlinizle tanımanızı sağlar.

Sakin Dönemi Yaşanır Kılmak

Olaysız dönemleri değerli kılmak için büyük planlar gerekmez; küçük ve tekrarlanabilir olanlar daha iyi çalışır. Aşağıdaki alışkanlıklar, hiçbir şey olmayan haftalarda bile ilişkiyi diri tutar.

  • Günde birkaç dakikalık, telefon açık olmayan bir sohbet aralığı bırakmak.
  • Sıradan bir işi birlikte yapmayı sürdürmek: alışveriş, bulaşık, kısa bir yürüyüş.
  • Karşınızdakinin o hafta uğraştığı konuyu adıyla sormak, genel geçer "nasılsın" ile yetinmemek.
  • Küçük teşekkürleri sesli söylemek; fark edilen şey, fark edildiği söylenmediğinde yok sayılır.
  • Ayda bir, olağan akışın dışında ama abartısız bir şey planlamak.

Bu maddelerin ortak yanı, hiçbirinin anlatılacak bir hikâye üretmemesidir. Zaten amaç da bu değildir. Amaç, ilişkinin varsayılan hâlini yaşanabilir tutmaktır; çünkü bir ilişkiyi asıl yoran şey kötü günler değil, tarifsiz biçimde uzayan boş günlerdir.

Durgunluk Uzarsa Ne Yapmalı?

Bazen sakinlik gerçekten kendi ağırlığı altında kalır. Böyle bir durumda ilk adım, bunu bir suçlama cümlesi yapmadan söylemektir. "Sen artık ilgilenmiyorsun" ile "son zamanlarda pek konuşamadığımızı fark ettim, bunu özledim" arasındaki fark, karşı tarafın savunmaya geçip geçmemesini belirler. İkinci adım, somut ve küçük bir öneriyle gelmektir; büyük bir değişiklik talebi genellikle ertelenir.

Üçüncü adım ise beklentiyi gözden geçirmektir. Her dönemin aynı yoğunlukta olmasını beklemek, mevsimlerin hep aynı sıcaklıkta geçmesini beklemeye benzer. İş yoğunluğu, sağlık, taşınma, aile meseleleri gibi durumlar ilişkinin tonunu geçici olarak düşürür. Bunu bir arıza değil, dönem olarak okumak baskıyı azaltır.

Renksiz Olanın Değeri

İlişkilerde tıpkı hayatın başka alanlarında olduğu gibi, en çok işe yarayan şeyler genellikle en az fark edilenlerdir. Kimse "bu hafta hiçbir sorun çıkmadı" diye kutlama yapmaz; ama sorun çıkmayan haftaların toplamı, ilişkinin gerçek zeminidir. Olaysız günleri boşluk saymak yerine bakım zamanı saymak, o zemine bilerek yatırım yapmayı sağlar.

Sonuçta bir birlikteliği ayakta tutan şey, arada yaşanan parlak anlardan çok, aralarındaki uzun ve düz bölümlerin nasıl geçirildiğidir. Renksiz görünen bu bölümler, iyi kullanıldığında ilişkiye en çok tat veren kısımdır.